NASA‘nın yeni canlı türlerini ve uzaylı formlarını bulma isteğini hepimiz biliyoruz. Uzay araştırmaları, gelişmiş ancak ilginç olan teknolojileri ve büyük projeleri sayesinde dünyanın en büyük uzay araştırma kuruluşu olmayı başarmış olan NASA, bir süredir gözüne kestirdiği Kızıl Gezegen üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Mars’ta birçok araştırma yapan, gezegene keşif araçları ve kimyasal analiz robotları gönderen NASA, Mars’ta su bulunması haberinin açıklanmasının ardından Güneş Sistemi’nde su bulunan gök cisimleri üzerinde yoğun çalışmalar başlattı.

2014 senesinde NASA ve Kongre Kütüphanesi, kadrolarında bulunan bilim adamlarını, araştırmacıları, tarihçileri, filozof ve teologları bir araya getirerek özel bir sempozyum düzenlediler. İki gün süren bu sempozyumun ardından bazı haber kaynakları, NASA’nın uzaylı bulgularına erişmeye çok yakın olduğunu ve bu gerçeğe insanları alıştırmaya çalıştığından bahsetti. Tabii ki NASA tarafından bu iddialara bir cevap gelmedi ancak sempozyumu düzenleyen isimlerden birisi olan ve bir NASA tarihçisi olan Steven J. Dick, ilginç bir açıklamada bulundu:

“Şu an üzerinde yürüttüğümüz çalışmalarla birlikte yaşam formları bulmaya çalışıyoruz ancak bu yaşam formları farklı olabilir. Örneğin mikrop bulunması bir başarıdır ancak sönük kalabilir. Öte yandan zeki bir canlı türü bulmak oldukça büyük bir başarıdır, hele ki bu canlı türü bizlerle iletişime geçebilecek kapasiteye sahipse başarının büyüklüğü katlanarak artar. Şimdiye kadar birşey bulabilmiş değiliz ancak bu durum ilerleyen senelerde de birşey bulamayacağımız anlamına gelmiyor. Üzerinde çalıştığımız bu konu, eğer bir canlı türünü keşfedebilmemizle sonuçlanırsa basının ve insanların buna hazırlıklı olmasını isteriz. Çoğu insan birşeyler bulabileceğimize inanıyor. Muhtemelen inandıkları gibi birşeyler bulabiliriz fakat öncelikle mikropları, ardından zeki canlıları bulabilmemiz daha kolay olacaktır.”

Sempozyuma katılan bir diğer isim olan Seth Shostak, California’s Search for Extraterrestrial Intelligence (SETI) Institute‘da görevli olan bir astronom. Seth, uzayda bulunan ve şimdiye kadar keşfettiğimiz gezegenlerin hangilerinde yaşam formu bulunabileceğini basit sayılarla şu şekilde açıkladı:

“Bilinen evrende ortalama olarak 10.000.000.000.000.000.000.000 yıldız bulunuyor. Bu yıldızların büyük bir çoğunluğu, yüzde 70-80’i, kendi gezegenlerine sahip. Eğer tüm bu gezegenler canlıların yaşamı için uygun olmayan gezegenlerse ve tüm evrende sadece bizler bulunuyorsak o zaman bizler bir mucizeyiz. Ancak bu durum, sayılardan anlayabileceğiniz gibi çok çok düşük bir ihtimal. Yani kısacası söylemek istediğim dışarıda bir yerlerde başka canlılar da var. Biz mucize değiliz, sadece sürüdeki bir diğer ördeğiz.”

Bu açıklamaları Mars’ta su bulunmadan önce yapan Seth Shostak, eğer Mars’ta suyun ve metan gazının bulunduğunu da duysaydı eminim ki daha kesin konuşurdu. Curiosity Rover, Kızıl Gezegen’de su bulunmasının yanı sıra metan gazının da bulunduğunu bizlere sempozyumdan sadece 3 ay sonra bildirmişti. Metan gazı, genellikle canlılar tarafından üretilen bir gaz olması nedeniyle bu keşif, Mars hakkında yeni teorilerin üretilmesini sağlamıştı.

Tüm bu bulguların ardından içerisinde büyük miktar suyun bulunduğu belirlenen Jupiter’in uydusu Europa‘ya gözünü diken NASA, Europa’nın alt katmanlarında yatan okyanusu incelemeyi hedefliyor. Dünya dışı varlıkların yaşayabilmesi için uygun bir yapıya sahip olan (NASA’nın dediklerine göre) Europa, üst katmanında bulunan kalın buz tabakasının altında dev bir okyanusun bulunmasıyla tanınmıştı. Araştırmacıların söylediğine göre Europa’nın sahip olduğu okyanusun derinliği Dünya’nın okyanuslarından 10 kat fazla olabilir. Dünya’ya kıyasla yaklaşık %0.010 kütleye sahip olan bu uydu, son derece küçük olmasına rağmen Dünya’dan 3 kat daha çok suyu barındırma potansiyeline sahip.

Bu ilginç özelliklerinden ötürü NASA’nın incelemek istediği Europa, araştırmacıların söylediğine göre yaşam belirtisi bulunma ihtimali en yüksek olan uydulardan birisi. NASA şimdiden Europa’nın incelenmesi adına bütçesinden 500 milyon dolar ayırdı.

Kaynak: AnonHQ